07-09-2009 pazartesi sabahı zuzum ve ben kabataşa doğru yola çıkmış durumdayız.O her zamanki gibi çok ama çok sevdiği işine ;) bense tatil modundan çıkmaya hazırlanmış sevgili okulumun yeni dönem kaydına gidiyorum.Deniz Ticaret odası önünde ayrılışımızla ben yürüyerek devam ederken yoluma vardım kabataş iskelesine nihayetine.Nede özlemişim vapur sesini,insan kalabalığını ve koşuşturmayı istanbulun bu güzel sabahında.Ama en çok kitap okumayı özlemişim denize karşı :) Arşivimden gözüm kapalı çekip aldığım kitabı çantamdan çıkarışımla daha da bir mutlu oldum tabi; José Mauro de Vasconcelos ŞEKER PORTAKALI, ne uzun zaman olmuştu bu kitabı elime almayalı.Unutmuştum doğrusu içerisinde yazılanları..İkinci sayfayı çevirişimle hatırlamaya başlamıştım biraz ZEZE adını görünce;ama bana farklı şeylerde çağrıştırmaya başlamıştı.Sebebi bu muydu o adı kullanışının acaba?..Her satırı okuyuşumda karşılaştırmaya başlamıştım ikisinide istemeden de olsa;O dediğim amerikalı arkadaşımdı :)
..Ve vapur yanaştı Kadıköy iskelesine,hafif birde çiseleyen yağmur, ne güzel bir havaya bürünmüştü İstanbul bugün.İstikamet harç yatırmak için banka ve hemen gelen sıra sonrası otobüse bindim.Birde ne görim en çok uyuz olduğum insanla karşılaşmak zorunda mıyım ben ya :( Herşey güzel ya bugün geldi yanıma oturdu.Yapmacık olma durumları, ama nedense çok güzel gelmişti kız gözüme.Dedim ki var bir iş bunda ama,neyseki okula vardık yollar ayrıldı.Ben hevesli bir şekilde Fen Edebiyata girerken binanın sessizliği de eklenince tabi, benden gelen topuk sesleri ortalığı inletmeye yetmişti de atmıştı bile.Hocamın odasına doğru ilerlerken topuk seslerini bekler vaziyette kafasını dışarı doğru çevirmiş,kim bu manyak sabah sabah der bakışıyla bana gülümsüyordu :) bense kahkahayı basarak,kusura bakmayın hocam verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür yani ,dedim..;)..Hevesli ben ilk talihsizliğimle karşı karşıyaydım.Transkripler gelmemiş, benim hocam yok,sistem daha yüklenmemiş vs. Yarın gelin diye bir ses ve ben sakin insan sessiz bir şekilde oradan ayrıldım.Geçtim bizim meşhur Marmara Simite, oho bizim tayfa toplanmış bile herkes orda :) sarılmalar öpüşmeler vs. derken kadıköye indik bir grup arkadaş, oyun sohbet derken geçtik kızlara.Tabi öncesinde ben yine bir kontor faciası yaşamak için kaşındım..Her önüne gelen işletme açarsa böyle olur tabi.İnsanlar mı salak yoksa ben mi anlatamıyorum şüpe duymaya başladım bir an.Kıza transfer olmamasını 5 kez anlatmama ramen 1 saat sonra gelen kontor transfer olmuştu.Sistem deyince transfer anlayan salaklar..Yetmiyormuş gibi telim kapandı durduk yere,tabi daha önce kaydetmiş olduğum sevgili arkadaşımın nosu da telde kaldı.Sime kaydedilmemiş.Allahım dedim başladık ya devamı gelir dedim..:) o sinirle gittim telefoncuya,tüm Göztepeyi ayağı kaldırdım tabi,adam manyak o ayrı da bende sonuç olarak havamı aldım ve çıktım.Yarım saat sonra fazladan kontor geldi telime ve ardından bir özür teli..:)) Gözünü sevdiğim çenem ve soyadımın faydaları.Yemedi demi amca..Yine zafer benim :)) Tabi bitmedi arkasından davet edilmiş iftar yemeğine de gidemedim,ekildim :) ama şikayetçi değilim.Hocanın ezanı okuyuşuyla her şey yavaştan düzelmeye başlamıştı.Artık üç günlük :) arkadaşımın gelişi ve saatleri bulan sohbetimiz çok güzeldi.Ayrıntılara gelince belki başka bir bahara ya da onlar da bende kalsın..Ama ana tema benim için neydi diye sormak gerekirse,ZEZE diyorum ve bu güne de burda bir nokta koyuyorum..:)
10 Eylül 2009 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder