26 Eylül 2009 Cumartesi

Eski Dostlar




Tatil bitti ve ben okul moduna girmeye çalışmakta olduğum şu günlerde uzun süredir içimi dökemdiğim için ayrıca bir gerginlikle birlikte azda olsa sıkıntımı atmak için bugün yeniden burdayım.
Son günlerimi dolu dolu yaşadığım ama bir o kadar da yorucu diyebileceğim ramazan ayı ve bayram herşeye rağmen yaşamaya değer günlerdi.Çocukluğumu yeniden yaşadım sanki.Çengelköy,kuleli hatta üsküdar bile o kadar farklıydı ki benim için,tadını sevgili dostum eduşum gelince anladım bu yerlerin ne kadar güzel ve farklı olduğunu.Oysa o kadar tatzızdı ki onsuz gittim zamanlar...
Meşhur çınaraltı ve deli dolu zamanlarımızı yeniden anarark yaşattık sanki.Aziz amcanın gazabından korktuğumuz günler ( eduşun babası ) ve ona rağmen gizlice yinede gidişimiz.Hatta zaman zaman yakalanışımız bile güzeldi ;)

Sonra kızkulesi hiç içine girmememe rağmen karşısında bile 2. kez oturuşumun 2. si sadece bana tat vermişti.Benim için içine gitmenin özelliği ise ayrı bir konu ( Sadece hayatımın adamıyla ;)

Üsküdardan eminönüne vapurla geçişimiz o denizin kokusunu içimize çekişimiz ne bilim işte herşey her zamankinden daha güzel gelmişti bana sanki.Gerçi eminönünde benim düşüşümde eklenince o güne ayrı bir güzeldi
;) spor ayakkabıyla düz yolda o denli bir uçuşu bir ben gerçekleştirebilirim sanırım :)) Dizim hala mor :(
Bitmedi tabi o günün bir de dönüşü var.Gecenin 12.sinde eminönünde vapur sferlerinin olmadığını 15 senedir hala öğrenememiş olan ben hatta taxicide öğrenememiş :) öylece sap gibi kalakaldım ve sevgili arkadaşlarım da tabi..Ama şikayetçi değildik hiç birimiz.Eminönünde gecenin o saatinde hiç balık ekmek yememiştim, hele ki sadece 3 kızın olduğu bir eminönü gecesi.Tarihi balıkçı ve meşhur ibo şarkıları eşliğinde ve adını bilmediğim bir ton nostalji arabesk ;)) ^ Leyla Leyla kaç kere evlendin Leyla..^  Allahım sana geliyorum oldum yaa ;))
Sonra ver elini BJK hehe ordan motorla Üsküdar ve nihayet bin tane taxsi ve toplu taşıma aracı değişimi sonrasında eve vardık.

Ertesi gün Kadıköy fazlı eee kadıköyde falcı görüpte fal baktırmadan geçmek olmaz.Dedik adet yerini bulsun ve tam bir sallama sonrası, aferin ağbi bu sefer gerçekten baktın..E masadaki sohbet almancanın dışına çıkamayınca ;))  Bol kola ve kahve faslından sonra dişçi sendromu başladı,ama o da kesmedi ardından bağdat caddesi ve orayı alt üst etmek ayrı bir tantanaydı sormayın..Sapık doktor maduru arkadaşım benim.. ;)


Ve daha bir çok güleç durum yaşadık tabi.Anlatsam bitmez.Onun için bu konuyu burda kesiyorum ve 7 senelik haretin ardından dolu dolu yaşadığımız bu günler için hem Eduşa hem Sedaya çok teşekkür ederim.Sizi seviyorum kızlar ve bir sonraki buluşmamızın bu kadar uzamaması dileğiyle.. :))))

10 Eylül 2009 Perşembe

her şey her zaman doğru mu gider :)

07-09-2009 pazartesi sabahı zuzum ve ben kabataşa doğru yola çıkmış durumdayız.O her zamanki gibi çok ama çok sevdiği işine ;) bense tatil modundan çıkmaya hazırlanmış sevgili okulumun yeni dönem kaydına gidiyorum.Deniz Ticaret odası önünde ayrılışımızla ben yürüyerek devam ederken yoluma vardım kabataş iskelesine nihayetine.Nede özlemişim vapur sesini,insan kalabalığını ve koşuşturmayı istanbulun bu güzel sabahında.Ama en çok kitap okumayı özlemişim denize karşı :) Arşivimden gözüm kapalı çekip aldığım kitabı çantamdan çıkarışımla daha da bir mutlu oldum tabi; José Mauro de Vasconcelos ŞEKER PORTAKALI, ne uzun zaman olmuştu bu kitabı elime almayalı.Unutmuştum doğrusu içerisinde yazılanları..İkinci sayfayı çevirişimle hatırlamaya başlamıştım biraz ZEZE adını görünce;ama bana farklı şeylerde çağrıştırmaya başlamıştı.Sebebi bu muydu o adı kullanışının acaba?..Her satırı okuyuşumda karşılaştırmaya başlamıştım ikisinide istemeden de olsa;O dediğim amerikalı arkadaşımdı :)
..Ve vapur yanaştı Kadıköy iskelesine,hafif birde çiseleyen yağmur, ne güzel bir havaya bürünmüştü İstanbul bugün.İstikamet harç yatırmak için banka ve hemen gelen sıra sonrası otobüse bindim.Birde ne görim en çok uyuz olduğum insanla karşılaşmak zorunda mıyım ben ya :( Herşey güzel ya bugün geldi yanıma oturdu.Yapmacık olma durumları, ama nedense çok güzel gelmişti kız gözüme.Dedim ki var bir iş bunda ama,neyseki okula vardık yollar ayrıldı.Ben hevesli bir şekilde Fen Edebiyata girerken binanın sessizliği de eklenince tabi, benden gelen topuk sesleri ortalığı inletmeye yetmişti de atmıştı bile.Hocamın odasına doğru ilerlerken topuk seslerini bekler vaziyette kafasını dışarı doğru çevirmiş,kim bu manyak sabah sabah der bakışıyla bana gülümsüyordu :) bense kahkahayı basarak,kusura bakmayın hocam verdiğim rahatsızlıktan dolayı özür yani ,dedim..;)..Hevesli ben ilk talihsizliğimle karşı karşıyaydım.Transkripler gelmemiş, benim hocam yok,sistem daha yüklenmemiş vs. Yarın gelin diye bir ses ve ben sakin insan sessiz bir şekilde oradan ayrıldım.Geçtim bizim meşhur Marmara Simite, oho bizim tayfa toplanmış bile herkes orda :) sarılmalar öpüşmeler vs. derken kadıköye indik bir grup arkadaş, oyun sohbet derken geçtik kızlara.Tabi öncesinde ben yine bir kontor faciası yaşamak için kaşındım..Her önüne gelen işletme açarsa böyle olur tabi.İnsanlar mı salak yoksa ben mi anlatamıyorum şüpe duymaya başladım bir an.Kıza transfer olmamasını 5 kez anlatmama ramen 1 saat sonra gelen kontor transfer olmuştu.Sistem deyince transfer anlayan salaklar..Yetmiyormuş gibi telim kapandı durduk yere,tabi daha önce kaydetmiş olduğum sevgili arkadaşımın nosu da telde kaldı.Sime kaydedilmemiş.Allahım dedim başladık ya devamı gelir dedim..:) o sinirle gittim telefoncuya,tüm Göztepeyi ayağı kaldırdım tabi,adam manyak o ayrı da bende sonuç olarak havamı aldım ve çıktım.Yarım saat sonra fazladan kontor geldi telime ve ardından bir özür teli..:)) Gözünü sevdiğim çenem ve soyadımın faydaları.Yemedi demi amca..Yine zafer benim :)) Tabi bitmedi arkasından davet edilmiş iftar yemeğine de gidemedim,ekildim :) ama şikayetçi değilim.Hocanın ezanı okuyuşuyla her şey yavaştan düzelmeye başlamıştı.Artık üç günlük :) arkadaşımın gelişi ve saatleri bulan sohbetimiz çok güzeldi.Ayrıntılara gelince belki başka bir  bahara ya da onlar da bende kalsın..Ama ana tema benim için neydi diye sormak gerekirse,ZEZE diyorum ve bu güne de burda bir nokta koyuyorum..:)

9 Eylül 2009 Çarşamba

yağmur mutluluk mu?

Bir kaç günlük dinlenme modundan sonra,tabi dinlenmekse bu yeniden burdayım.Öncelikle dün çocuklar gibi şen olduğum o yağmurun altında bağıra bağıra şarkı söylediğim ve sırılsıklam olduğum anın tadını tarif edemem.mutluluk bu olsa gerek.Ne de özlemişim yazın bitimini,gelen o sonbaharı.Sonbahar benim için hep özel olmuştur,aşkı en çok hissettiğin mevsimdir bence.Ruhumun dinginliğinde yaşıyorum,her anın tadını çıkartıyorum ve hayat daha da bir anlamlı ve güzel oluyor.Aşık olasım geliyor resmen yeniden ve binlerce duyguyu tadasım geliyor.At kendini sonbaharın kollarına diyor bir ses,yaşa diyor alabildiğine dopdolu..
İşte tüm bunların heycanıyla herşeyden habersiz mutluluktu benim için yağmur ta ki gelen memleketimin felaketlerini duyana kadar.Benim için mutluluk olan yağmur meğersem binlerce kişinin mutsuzluğu olmuştu.Sel basmıştı birçok yeri ve boğularak ölen onca insan :( ..Hatalı kimdi ya da kimlerdi.Günahı neydi ki onca insanın?! Çarpık bir yapılanma ve mükemmel çalışıldığını öne süren belediyler.Bu mu mükemmel yapılanma?! Yazık diyorum bunca emeğe ve yazık!! Son bir kaç senedir yapılan binalar modern görünümlü siteler,yapılan devasal reklamlar ve düşünmeden bunları alan bizler.Ne çabuk unutuyoruz bazı şeyleri,şaşasına kapılıp gidiyoruz herşeyin.Oysa hiçbir şey göründüğü gibi olmuyor işte,olsaydı bunca felaket manzarasına da şahitlik etmezdik bugün.At gözlüğünü takmış yürüyoruz sanki,bomboş bakıyoruz öyle dümdüz.Görmesini bilmeli insan..İşte bunca şeyin arasında utandım kendimden,nasıl olurda yağmur beni bu kadar mutlu etti diye :( Suçlu hissettim kendimi,duyarsız ve bencil hissettim.şimdi soruyorum kendime: ''Mutlu olmayı hakkettin mi?'' bunun cevabını vermek o kadar zor ki..:(

3 Eylül 2009 Perşembe

Babamın kankasında iftar yemeği

Ey mübarek Ramazan sen neleri görmeme kadirsin..:) Kime niyet kime kısmet bu akşamki iftar yemeği..Öncelikle babamın kankası Arif amcalara davetliyken ben son anda sevgili arkadaşım Murat'ın davetine katılmaya karar verdim;fakat yine son dakikaları sayarken gelen müşterinin yüsüzlüğü ve ordan ayrılmayışı ile sevgili arkadaşım tarafından ekilmiş oldum..:)
Yetmedi ablamın eniştemlere olan davetine sıra geldi;böyle bir ısrar yok yani.Tuhaf olan ablam o kadar ısrar ederken eniştemin hiç sesini çıkarmayışıydı..:) Derken ablam benim yerime dayanamadı ve yine diyeceğini dedi yani iftar öncesi ;)..Gideceğimde varsa gitmeme durumları yani.Sonuç olarak yine kaldım ben Arif amcaya.Tıpış tıpış gittim babamlarla.İyikide gitmişim,tam bir curcunaydı sormayın.Öncelikle hocanın ezanı okuyuşuyla başladı hoş bir sohbet,yemekten çok babam ilgi odağıydı.Ne zaman o meşhur soru gelecek diye beklerken birden çıkıverdi Salim ağbinin ağzından,Salim ağbi Arif amcanın ortanca kızının eşi: ''Kadir amca ne zamdır bu kadar kilolusun?'' öhö öhö öhö,koptuğum andır;fakat çaktırmadan babamın boğazına dizilen yemek esnasında cevabı ben verdim her zamanki gibi:'' Ameliyattan sonra böyle oldu..:)) ''..Herkes sustu derken ortada duran ördek aptal aptal bana bakarken ve içimden,ıyy,diye geçirirken :'' Hacercim ördektende alsana!!'' diye bir ses..Ben bir panik farkında bile değilim,verdiğim cevaba bak : '' O ne ya ben yemem ondan ne olduğu belli değil,ördekte yenmezki artık suyun üzerinde daha iyi bence!!'' dedim ve dumur olduk hep beraber.Yaptım yine her zamanki patavatsızlığımı.Bakışları bir görmeliydiniz..:)..Beş dakika sonra bir ses:'' Ördeği ben avlamadım kasaptan satın aldım!!''..Kırize girdim artık dayanamadım başladım kahkaha atmaya..:))..Konuşan Arif amcanın küçük damadıydı,sanırım vicdanını rahatlatmak istedi..E be akıllı ağbim benim Ramazan ayında da bu kadar olmaz ki,yazık değil mi ördeğe..:))
Yemek bitti geçtik çay faslına,her kafadan bir ses tabi..Ben sigara içmek için deiğer odaya kaçmaya çalışırken aile büyüklerinin sırasıyla bana söyledikleri,en anlayışlı olanı siz bulun artık..: ''Kızım bir sandalye al içerden otur! ; Gel kızım benim yanıma otur! ; Yok beya ne yapacak kızanım burda yaşlıların arasında gitçek o kızlarla oturcek diğer odada! '' Sırasıyla Fatma teyze,babam, Arif amca;bugün itibariyle sadece babamın değil benimde kankam..:))
Asıl muhabbet kızlar odasında tabi;çoluk çocuk ne ararsan var.koltuk tepesine çıkan mı dersin,ordan oraya fırlatılan mı dersin,kapının üzerine çıkan mı yoksa evin içinde topla oynayan mı,yetmedi çığlık korosu.Herşey bir yana o kapının üzerine benimde çıkasım geldi bir an,ama teşebbüsüm yarım kaldı;çünkü annemin gelişiyle ve gerçekten bunu yapacağımı anlayışıyla yerime oturmak zorunda kaldım..:) Ya bana ne,dedim.Bende çocuk olmak istiyorum,dedim;ama kimse yemedi tabi..Derken ortanca ablamız eve gitmeye kalktı,benim ısrarlarım üzerine kaldı;çünkü ben akıllı alışkın olduğumu ve çocukların curcunasına bayıldığımı söylemiş bulundum bir kere..:)..Ne oldu bana acaba dedim kendi kendime,sanırım geçen haftadan kalma bir alışkanlıktı benimkisi;ablamın meşhur iftar yemeği,eniştemin sülalesi ve içlerinde ben..:)
Neyse sonuçta bu gece de böyle bitti;ama herşeye rağmen çok keyifliydi.Anlıyorum ki kalabalık bir aile ne kadar yorucu olursa olsun çok güzel ve tadına varabilmek daha da güzel.Benimde kalabalık bir ailem olsun istiyorum artık bugünden sonra onu anladım..:)

2 Eylül 2009 Çarşamba

Nerden başlamalı..?

Her gün birşeyler değişecek diye beklemekten sıkılmış bir BEN,bir yerlerden başlamalı diyor artık.Bekleme,diyor öyle körü körüne.Ama nasıl ve nerden başlamalı ?..

Düşünüyorum işin içinden çıkamıyorum.Kafamı kurcalayan onca plan arasında doğru olanı bulmak öylesine zor ki..Vaz geçiyorum hergün ve bir sonraki daha iyi olabilir mi diyorum kendi kendime..Saçmalık,düpedüz bir kandırmaca benimkisi..

Korkuyorum belkide adım atmaktan ya da attığım adımların sonucunda hayal kırıklığı yaşamaktan;ama bir doğru olmalı bir yerlerde beni tatmin edecek..

..Geç kalmışlığın kararsızlığı benimkisi diyebilirim aslında ya da otuz yaş sendromuna girdim,kim bilebilir ki..?!

Keşke diyorum son zamalarda sıkça,oysa bu kelimeyi söylemiceğime dair hep söz verirdim.Pişmanlık belirtileri,ne kötü :( ..Hayatım boyunca hep istediğimi yaptım,dinlemedim hiçbir seyi.Öyle dümdüz kafamın dikine doğru,inat desen fazlasıyla mevcut;ama öylesine boş ki şimdi anlıyorum.Aralarında en iyi yaptığım şey ise inatcılığa dair üniversiteye girmek oldu,pişman değilim ne kadar zorlasada hayat beni..Kulaklarımı tıkıyorum ve devam ediyorum yoluma öyle böyle;ama sona doğru hergün bir adım daha yaklaştıkça endişeler başlıyor.Bir karar vermek zorundayım artık;ama dedim ya bilmiyorum..Hangisi daha doğru olur benim için,hangi yol beni daha mutlu eder ki..?

Binlerce soru var kafamda;ama cevabı yok.Olmasada bildiğim birşey var o da çetin bir yıl beni bekliyor,hangi karara varırsam varim..

1 Eylül 2009 Salı

Yeniden yazmak..

Gecenin üçü ve ben sebebini dahi bilmeden yazıyorum..Uzun zaman oldu birşeyleri kaleme dökmeyeli ya da dedim ya bilmiyorum neden şu an yaptığımı..
Sadece bende milyonlarca insan gibi belkide kendim için birşeyler yapmak istiyorum ya da dürüst olmak gerekirse kendimi daha iyi hissetmek.
Bir gazdır gidiyor bende zaten bu aralar;yeniye dair ne varsa beni cezbediyor nedense.Öfkeliyim belkide bazı şeylere..
Tüm gün pc'min açık olupta başında durmamam,gelen mesajları görüpte cevap dahi vermemem gibi ve saatlerce cep telefonuma bakmamam da bunun bir işareti olabilir..mesela hala da bakmadım,gerek duymuyorum bugün hiçbirşeye..Garip bir durum bendeki..
Derken en sonunda geçtim pc başına ve arkadaşım mı desem bilmiyorum;on senelik geçmişimde hayatımda yüzyüze görüşüp konuştuğum sadece iki günün arkadaşlığıyla birden bire gelişen bir muhabbet benimkisi..Tabi ortak arkadaşımızın sayesinde kurulan bir arkadaşlık..ortak arkadaş kısmı da zaten tam bir dallas yani..senelerdir birbirimize küs olarak yaşamlarımızı sürdürüken birden bire yeniden konuşmaya başladık;tabi ben burda o amerikada :) ...
Bu konuyu da çok uzatmadan,belki başka bir gün..,iki günlük arkadaşımın o mükemmel yazılarını daha önce okumuş olup devamını okumaya yeniden bu akşam nail oldum.Pc başından amerikalı arkadaşımla çekildiğimiz istanbul fotolarını ona aktarırken,sağolsun bir aracı olmayı kabul edip beni kırmadı ve ardından gelen bir iyi geceler armağını sonucunda kendimi burda yazı yazarken buldum..Bu arada eklemeden geçemeyeceğim amerikalıyla yine küsüs :) sanırım bu da bir kaç sene böyle gider..
Bir son vermek gerekiyorsa bu geceye dair ne varsa beni mutlu etti azda olsa ve ilk başlangıcım olarak beni cesaretlendirdi.Bunun için sana teşekkür ederim Sinan'cım :) Bu mübarek Ramazan ayında farkı bir sahur yapışımı sana borçluyum..